28 Şubat 2010 Pazar

Bilmem

Ve o abim gitti.
Az önce aradı, Kıbrıs'a varmış. ! ay ne çabuk geçti diye düşündüm. Şimdi işin yoksa 4 ay boyunca gün say. Ve bu sabah 3 de babam yanıma gelip sarıldı. "Abini şimdiden özledim, sen gidince napıcam ben" dedi. Suratına baktım. "daha çok var baba" dedim ve film izlemeye geri döndüm. Evet daha çok var. 2buçuk yıl. İçimden "2buçuk yıl sonra senden kurtulacağım" diye geçirdim.
Abimi özledim.
Neyse. O gitti bilgisayar bana kaldı. Sabah 6'ya kadar film izledim. Çok da güzeldi. Öğlen de 1de mi ne uyandım. Tam bi hafta sonu gibi geçti aslında. Bi de annem sokağa çıkmama izin verseydi harika olacaktı. Yarın okulun olduğunu hatırlamak bile istemiyorum aslında. Yine 2 ders boş geçicek. Tam bi okul orası. Belki de geçmez. Belli de olmaz aslında.
Ama herşeye rağmen hayat monoton. En azında bu yaşta. Belli yapılanlar. Saati saatine hemde. Her şeyde bi düzen var. Düzeni bozmak geliyor içimden ama olmuyor. Mesela birazdan burdan kalkacağım, balığa yem atacağım, biraz kitap okuyacağım ve yemek yiyeceğim. Sonrasında yapacak birşey olmadığı için ders çalışacağım. Saat 7 falan olmuş olacak. Yine kitap okuyacağım. Sonra banyo yapıp, saçımı kurutup yatacağım. Her pazar böyle. Hafta içini anlatmaya bile gerek yok. Belli bi düzen; uyan, okula git, okuldan gel, yemek ye, ders çalış, yat. Ve gün bitti.
Konunun abimden buraya nasıl geldiğini bilmiyorum. Ve yazdığım yazıda kendimle ne kadar çelişmişim. Oha. Bugün o monotonluğu bozmuşum ama başta. Şimdi yeniden başlıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder